Cinayetlerin Ne Vechîle Sabit Olacağı

Cinayetlerin Ne Vechîle Sabit Olacağı :

405 - : Gerek nefse ve gerekse madûnennefse aid cinayetler, ya ikrar ile, veya ikrardan nükûl ile veya beyyine ile veyahut bir cemmi ga-îîrin arasında zahiren vuku bulmuş olmasiyle sabit olur.

Cinayete müteallik ikrar, iddia edilen bir cinayeti bir şahsın irtikâb etdiğine dair olan itirafından, ibaretdir.

Bu beyyıneye gelince bu da cinayete dair mahkemede vuku bulan «ahadetden ibaretdir ki, buna «şahadet filcinaye» denir.

Cinayetler hususunda İkrarların, şahadetlerin dâvalara mutabık olub olmaması ve üzerlerine terettüb eden hükümler hakkında aşağıda­ki meseleler teferrü eder:

406 - : Veliyyi katil, bir kimseden «Sen müverrisimi amden öl­dürdün» diye dâva etdiği halde o kimse «Hayır ben onu hataen öldür­düm» diye ikrarda bulunsa üzerine yalnız diyet lâzım gelir.

Bilâkis katil, katlin amden vukunu itiraf etdiği halde veliyyi katil, bunun hataen vuku bulmuş olduğunu iddiada bulunsa katil üzerine hiç bir şey lâzım gelmez. Veli, onu tekzib etmiş olur. Fakat bilâhare velî, katili tasdik ederek «Evet., sen müverrisimi amden kati etdin» diyecek olsa katil üzerine yalnız diyet lâzım gelir. Mebsut, Bedayi.

407 - : Veliyyi katil, bilâ beyyine amden katil dâvasında bulun­duğu halde müddeaaleyh, amde ve âleti katle dair bir şey söylemeksi-zin. mutlak suretde katli ikrar etse üzerine veliyyi katilin talebi halinde diyetle hükm olunur.

Nitekim dâva amden kati olduğu halde ikame edilen şahidler, kat­li mutlaka şahadet etdikleri takdirde de hüküm böyledir, Ankaravî, Fe-tavayi Mehdiyye,

408 - : Bir şahıs, bir katil cinayetini başka bir kimse ile bera­ber müştereken yapmış olduklarını o kimsenin inkârına mukarin veya onun gıyabında ikrar etse bu ikrarına binaen yalnız kendi hakkında kı­sas icra edilebilir. Fakat onun mücerred bu ikrariyle o kimse hakkında katil hükmü İcra edilemez. Çünkü ikrar, bir hücceti kasıradır, mukir-den başkasının aleyhinde muteber olmaz. Feyziyye.

409 - : Veliyyi katil, iki kimseden bir katli amd dâvasında bu­lunduğu halde bu kimselerden yalnız biri bu cinayeti yalnız kendisinin yapmış olduğunu ikrar etse hakkında kısas icra edilebilir. Bu cinayeti yalnız diğer kimsenin yapmış olduğuna dair vuku bulacak bir şahadet, artık muteber olmaz. Çünkü bu şahadet, dâvaya uygun bulunmamış olur.

Bu cinayetin hata tarikiyle olduğu iddia edildiği takdirde de yal­nız mukir üzerine nısıf diyet lâzım gelir. Meşhudun aleyhe bir şey lâ­zım gelmez. Ankaravî.

410 - : Veliyyi katil, iki kimsenin amden katil olduğunu bilâ bey­yine iddia etdiği halde bu kimselerden biri, katlin hata tarikiyle, diğeri de amd suretyle vukuunu ikrar etse maktulün diyetini nısfiyyet üzere zamin olurlar, hiç biri hakkında kısas lâzım gelmez. Nitekim katlin ha­ta tarikiyle vukuu iddia edildiği takdirde de hüküm böyledir. Mebsut, Hindiyye.

411 - : Veliyyi kaül, bir kimseden «sen müverrisimi fülân za­manda kail etdin» diye dâva etmekle başka bir şahıs zuhur ederek «Ha-vır, miiverrisini Öldürdüm» dive ikrarda, bulunsa bakılır: Eğer ve

Üyyi katil, bu ikrarı tasdik ederse katlin mucebiyle mukır üzerine hükm edilerek müddeaaleyh berî olur. Ve eğer veliyyi katil, bu ikrarı tasdik etmezse bu, lâğv olub müddeaaleyh dâvadan berî olmaz: Binaenaleyh bu dâva beyyine ile isbat edilince icabına göre müddeaaleyh hakkında hükm olunur. Ecvibei Kama, Miyarı Adalet. .

413 - : Bir şahıs, bir kimseyi yalnız kendisinin amden kati et­miş olduğunu veliyyi katilin tasdikine mukarin ikrar etmekle kısasen kati edildikden sonra diğer bir şahıs zuhur ederek «o kimseyi bizzat ben kati etmişdim» diye ikrar, veliyyi katil de kendisini tasdik edecek olsa hakkında kısas icra edilmiş olan birinci mukirrin varislerine veliy­yi katilin diyet vermesi lâzım gelir. Veliyyi katil de bu ikinci mukirden maktulün diyetini almaya müstahik olur. Hindiyye, Reddi Muhtar.

413 - : îki gahısdan her biri, bir kimseyi yalmz kendisinin amden kati etdiğini ikrar etdiği halde veliyyi katil «Hayır, o kimseyi ikiniz bir-likde amden kati etdiniz» diye iddiada bulunsa her iki şahıs hakkında da kısas icra edilebilir.

Kezalik : Bir şahıs, bir kimseyi amden kati etdiğini ikrar etmekle hakkında veliyyi katilin talebiyle kısas icra edildikden sonra başka bir şahıs da zuhur ederek o kimseyi kendisinin amden kati etmiş olduğunu ikrar edecek olsa bunun hakkında da kısas icra edilebilir. Çünkü bun­ların birer müşterek katil olmaları ihtimal dahilindedir. Mebsut, Bahri Raik, Haniyye.

414 - : Bir şahıs, bir maktul hakkında «ben onun yalnız bir elini kesdim, fülân şahıs da onun ayağını amden kesmekle bundan dolayı katil hâdisesi vücude geldi» diye ikrar, veliyyi katil de bu iştiraki inkâr ile «hayır, onun elini, ayağını yalmz sen kesdin» diye dâva eylese bu mukir hakkında kısas icra edilebilir. Mebsut, Tatar Haniyye.

415 - : Bir mecruh «benim carihim fülân kimse değildir» diye işhad etdikden sonra o cerhden müteessiren vefat etse bakılır: Eğer o kimsenin oerh. eylediği nâsın ve hâkimin yanında maruf ise bu işhad, muteber olmaz. Binaenaleyh mecruhun varisleri o kimseden cerhin mu-cebini dâva edebilirler. Fakat o kimsenin cerh eylediği böylece maruf değilse isnadı vaki, muteber olmuş olur, artık bunun hilâfına olan bir dâva, mesmu olmaz. Bedayi, Hindiyye.

416 - : Bir mecruh «beni fülân kimse cerh etdi» dedikden sonra o cerhden müteessiren vefat etse varisleri bu cinayet hakkında başka birisi aleyhine artık dâva açamazlar. Çünkü bu dâva, esasen müverris-lerinin hakkıdır, bu halde müverrisleri, bunların ikame edecekleri şa-hidleri tekzib etmiş olur. Maahaza mecruhun bu kavli mücerrediyle ci­nayet sabit olamıyacağı cihetle bunun indel'inkâr .beyyine ile İsbat

417 - : Bir mecruh, büri tam bıüdukdan sonra vefat etse, artık varisleri «caiz ki senin cerhinden dolayı ölmüşdür» diye carin aleyhine dâva açamazlar. Çünkü tevehhüme itibar yokdur.

Fakat carih ile mecruhun varisleri arasında «badelcerh bür'i tam hâsıl olub olmadığı» hakkında ihtilâf vaki olub, iki taraf da kendi iddi­asına beyyine ika-ne etmek istese bür'i tammı iddia eden carihin bey-yinesi tercih olunur. Mebsut, Reddi Muhtar.

418 - : Rakikin diyeti müstelzim oian cinayeti ya beyyine ile ve­ya mevlâsımn ikrariyle sabit olur, rakikin kendi ikrariyle sabit olmaz. Çünkü bu ikrar, mevlâsımn aleyhine olduğundan muteber değildir.

Binaenaleyh rakik, bu ikrarından dolayı muahaze olunamaz, velev ki, bilâhare azad edilsin. Hindiyye, Haniyye.

419 - : Veliyyi katil katil olduğunu İddia etdiği şahıs muvacehe­sinde bu iddiasını beyyine ile isbatdan izharı acz etse talebiyle o şahsa yemîn teklif olunur. Yemin ederse veliyyi katilin dâvasından beri olur. Yeminden nükûl ederse kısas ile hükm olunamaz. Beiki yemîn veya kat­li ikrar edinceye kadar habs edilir. Fakat dâva, diyeti mucib bir kati hakkında ise rnüddeaaleyh yeminden nükûl edince aleyhine diyetle hükm olunur. Dürer, Mîyarı Adalet.

420 - : Kısası mucib olan- kati hakkında indel'inkâr en az iki er­keğin şahadetde bulunmaları lâzımdır. Bu hususda kadınların şahadet­leri muteber değildir. Fakat diyeti müstelzim olan cinayetler hakkında bir erkekle iki kadının şahadetleri de kabul olunur.. Diyeti müstelzim olub erkeklerin muttali olamıyacakları hususlarda ise yalnız kadınla­rın şahadetleri de makbuldür. Kudurî, Tahtavî.

421 - : Katlin zamanında, mekânında, altında ve cirahatin mev­ziinde şahidlerin itifakları lâzımdır. Bunların birinde ihtilâf etmeleri, şahadetlerinin kabulüne manidir. Hatta şahidlerden biri, katlin nasıl bir âlet ile yapıldığım beyan etdiği halde diğeri bunu beyan etmeksizin yalnız katle şahadetde bulunsa şahadetleri kabul olunmaz.

Fakat şahidlerin katil âletini beyan etmeksizin mutlak katle şaha­det etmeleri muteberdir. Bu halde yalnız diyet ile hükm olunur.

Bir de küçük bir hanenin iki canibi gibi mütekarib olan iki mekân hakkındaki ihtilâf, şahadetin kabulüne mani olmaz. Tenvir, Netayicül' efkâr.

422 - : Katil hâdisesini şahidlerin gözleriyle görmüş olmaları lâ­zımdır.

Binaenaleyh sema ile, yani : «Nâsdan işitdik» demek suretiyle vu-kubulacak şahadetleri kabul olunmaz.

Kezalik : Kısas hakkında şahadet aleşşehade, ve kitabül'kazî ilel'-kazî de makbul değildir. Çünkü bunlar, şübheden halî değildir. Kısas ise şübhe ile münderî olur.

Fakat diyeti mucib olan bir katil hâdisesi hakkında şahadet alel-şahade ve kitabül'kazî ilel'kazî de makbuldür. Çünkü bunların mucebi-mâldir. Cevhere, Tahtavî. Şahadet ve kaza mebhaslerine de müracaat!

423 - : îki şahidden biri katil hâdisesine, diğeri de" bu hâdise hakkındaki ikrara şahadetde bulunsa şahadetleri kabul olunmaz. Çün­kü meşhudun bihde ihtilâf bulunmuş olur, biri fiîl, diğeri kavidir. Fa­kat ikisi de katli ikrara şahadetde bulunsa şahadetleri kabul olunur. Tenvir.

424 - : Şahidler, müddeaaleyh hakkında «bu, maktule ölünceye kadar kılıç çaldı» veya «maktulü süngüliyerek öldürdü» diye şahadetde bulunsalar bununla amden katle şahadet etmiş olurlar. Mecmaül'enhür.

425 - : Şahidler «müddeaaleyh, fülân şahsı kıhc ile hataen kati etti» diye şahadetde bulunsalar, maktulün diyeti mevcut ise - âki-lesiyle beraber müddeaaleyhin üzerine lâzım gelir.

Fakat «müddeaaleyh, fülân şahsı öldürdü, amma amden mi, yok­sa hataen mi öldürdü, onu bilmeyiz» diye şahadette bulunsalar diyet, yalnız müdeaaleyh üzerine lâzım gelir, yalnız onun malinden istifa olu­nur.

426 - : Şahidler, bir şahıs aleyhine «bu, maktulün evvelâ elini mafsalından amden kesdi, sonra da onu amden öldürdü» diye şahadet­de bulunsalar veliyyi katil, muhayyer olur, dilerse o şahsın evvelâ elini kısasen kesdirir, sonra da kendisini" kısas etdirir ve dilerse yalnız kısa-sen kati ile iktifa eder. 'Ensen olan da budur. Hâkim de böyle yapılma­sını tavsiye eder.

Bu, imamı Azama göredir. îmameyne göre veliyyi katil, bu caniyi yalnız kısasen kati edebilir. Elini kısasen keadiremez, bu iki ceza ara­sında bir tedahül varî olur.

Fakat bu iki cinayetden biri hata, diğeri amd tarikiyle vukubul-muş olursa her ikisinin de hükmü bü'ittifak icra edilir. Bu halde bi­rinci cinayet, yani : Maktulün elini kesmek hâdisesi, hata tarikiyle ol­muş ise bundan dolayı caninin âkilesi üzerine diyet lâzım gelir. Katil­den dolayı da cani hakkında kısas icra edilir. Bilâkis birinci cinayet amd, ikinci cinayet de hata tarikiyle vuku bulmuş ise birincisinden do­layı caninin elinde kısas icra edilir, ikinci cinayet olan katilden dolayı da cani ile âkilesi Üzerine diyet lâzım gelir.

427 - : Bir şahsın bir kimseyi muziha suretiyle cerh ederek mev­tine sebebiyet verdiği iddia edildiği halde ikame edilen şahidler «evet., bu şahıs o kimseyi muziha suretiyle yaralamışdı, fakat badehu şifa bul­du» diye şahadetde bulunsalar şahadetleri kabul olunarak yalnız muzi-hadan dolayı madunennefs kısas ile hükm olunur.

Kezalik : bu hâdisede iki şahidden biri muzihanm iyileşdiğine, di­ğeri de bunun sirayetiyle mevti intaç etdiğine şahadetde bulunsa yalnız muzha hakkındaki şahadetleri makbul olur. Çünkü yalnız bu hususda ittifak etmiş bulunurlar.

428 - : Badelcerh mevt beyyinesi, badel'bür' mevt beyyinesinden evlâdır.

Binaenaleyh vefat eden bir mecruhun velîsi, onun cerhi müteakib daha iyi olmadan vefat etdiğini, carih de onun tam şifa buldukdan son­ra vefat eylediğini bil'iddia beyyine ikame edecek olsa velînin beyyinesi tercih olunur. Tenvir.

429 - : Bir maktulün varisleri; biri hâzır, diğeri gaib bulunan iki şahıs hakkında amden kati dâvasında bulunarak beyyine ikame edecek olsalar bu beyyine yalnız hâzır hakkında muteber olub, onun hakkında kısas ile hükm edilebilir. Gaibin gelmesine intizar lâzım gelmez. Fakat bilâhare gaib zuhur edince onun muvacehesinde de yeniden beyyine ika­ma edilmesine lüzum görülür. Hindiyye.

430 - : Bir maktulün varislerinden biri, meselâ: iki oğlundan birisi hâzır, diğeri gaib olmakla hâzır olan varis, bir şahıs aleyhine amden katil olduğuna dair beyyine ikame etse, bu beyyine dinlenerek o şahıs habs edilir. Fakat hakkında kısas icra edilemez. Bilâhare gaib olan varis gelir de yeniden beyyine ikame ederse o zaman kısas icra edilir.

Bu, îmamı Azama göredir. îmameyne göre yeniden beyyine ikame­sine lüzum görülmez. Nitekim bu ihtilâfın sebebi, evvelce beyan olun-muşdur.

Bu katil hâdisesinin hata suretiyle vukuu iddia ve beyyine ile is­bat edilmiş olduğu takdirde ise diyet ile hükm edilir. Gaib olar. varisin avdeti halinde tekrar beyyine ikamesine bilittifak lüzum kalmaz. Çün­kü bu hususda matlûp olan, maldır. Bir müteveffanın medyunu zimme­tindeki alacağını isbat içinse varislerinden herhangi birinin ikame ede­ceği beyyine kifayet eder.

431 - : Bir maktulün meselâ Kardeşi, yegâne varisi ve velîsi olmak iddiasiyle âmid olan katili kısas etdirmek istediğinde katil, mak­tulün başka diyarda oğlu olub velayeti kısasın ona aid olduğunu iddia etse katilin beyyinesi tercih olunur. Çünkü kardasın iddiası, zahir, ka­tilin iddiası ise hilafı zahirdir. Beyyineler ise hilafı zahiri isbat içindir. Behce, ŞerhüTmecami.

432 - : Hataen kati iddiasında bulunan bir veliyyi katîl, bulun­duğu beldede şahidleri mevcud olduğundan bahisle müttehemden kefil hâkim mütfmdpn iif. piin müddetle kefil isteve-

bilir. Fakat veliyyi katil, şahidlerinin gaib olduklarını ifade etdiği tak­dirde müttehemden kefil istenemez.

Kezalik : amden katil iddiasında bulunulduğu takdirde de ne bey­yine ikamesinden evvel, ne de sonra müttehemden kefil alınamaz. Şu kadar var ki, veliyyi katil, beyyine ikame edilinceye kadar ıtıüttehemin bir tarafa savuşmasına meydan vermemek üzere kendisini takib edebilir

433 - : Bir katil hâdisesi hakkında beyyine ikame edilince meş­hudun aJeyh, şahidlerin tezkiyeleri icra edilinceye kadar zecren habs edilir.

Böyle bir hâdise hakkında yalnız âdil bir şahid, şahadetde bulun­duğu takdirde de diğer bir şahid ikamesine kadar müttehem, birkaç gün habs edilir. İkinci bir şahid ikame edilmediği suretde ise müttehemin sebili tahliye edilir.

434 - : Kısası icab eden bir katle şahadet eden iki şahidden her biri, kısas icra edildikten sonra şahadetinden rücu etse kısasen kati edi­len şahsın diyetini, nısfiyet üzere zaminolurlar, kendi haklarında kısas icra ediimez. Çünkü onlar katle mübaşeret etmemişlerdir ve bu husus­da mücbir bir vaziyette de bulunmamışlardır. Kudurî.

435 - : Hataen kati edildiğine şahadet edilerek diyeti istifa olu­nan bir kimsenin bilâhare berhayat olduğunu tebeyyün etse verilen di­yet; velîsine de, şahidlere de berhayat olduğu tebeyyün etse verilen di­yet; velîsine de, şahidlere de tazmin etdirilebilir. Şahidlere tazmin et­tirildiği takdirde onlar da velîye rücü edebilirler.

Kezalik : amden kati edildiğine dair şahadet edilen kimse, mütte­hem hakkında kısaa icra edildikden sonra berhayat olarak zuhur etse müttehemin varisleri, onun diyetini hem o kimsenin velîsine, hem de şahidlere tazmin etdirebilirler. Fakat şahidlere tazmin etdirilince şah id­ler, îmamı Azama göre velîye rücu edemezler. îmameyne göre ise rücu edebilirler.

436 - : Kısas dâvalarında vekâlet, caizdir.

Binaenaleyh nefs hakkında vukubulan bir cinayet dâvasında gerek müddet, ve gerek müddeaaleyh canibinden vekil tayin edilebilir. Buna «velâket fiddem» denir. Şu kadar var ki, kısası istifa için vekil olan kimse, müvekkili hazır bulunmadıkça kısası icra edemez. Çünkü müvek­kilin caniyi af etmesi de melhuzdur. Vekâlet mebhasine de müracaat!

437 - : Kısas d a tahkim caiz değildir.

Binaenaleyh kısas dâvalarında iki taraf, nzalariyle bir veya müte­addit kimseyi hakem nasb ve tayin edemezler. Buna «tahkim fılkısas» denir.. Bu hususda hakemlerin velayetleri noksandır, kan hususunda ise velayetleri yokdur. Bunların vaziyetleri şübheden hal» değildir, gübhe ise kısasa münafidir. Kısasa veliyyül'emr tarafından mansub bir hâki­min hükm etmesi lâzımdır. Bedayî, Kudurî.

438 - : Hududi ilâhiyyede olduğu gibi kısâsda da imzai kaza, te-tümmei kazadandır. îmza ikaza ise verilmiş olan bir hükmü, istifadan, bilfi'l infaz ve icradan ibaretdir.

Binaenaleyh kısas hakkındaki bir hüküm, bu hükmü veren hâkim tarafından infaz ve icra edilmedikçe natamam, gayri vaki mesabesin­dedir. Bu halde bir katilin kısasına hükm eden hâkim, kabîel'imza azl edilse veya vefat etse lâhik hâkim, yeniden muhakeme icra, beyyine is-tima etmedikçe sabık hükmü infaz edemez.

Kezalik : Katli amde şahadet eden kimseler, badel'hükm, kablel'-imza şahadetlerinden rücu etseler veya kendilerine âma, cünun gibi şa­hadetlerine mani olacak bir hal arız olsa verilmiş olan hüküm, icra edilemez, belki yeniden muhakeme icrasına, yeniden beyyine ikamesiyle hüküm verilmesine ihtiyaç görülür.

Deniliyor ki : Hudud gibi hukukullahda imzai kaza, tetümmei ka­zadandır, îmza bulunmadıkça kaza tamam olmuş olmaz. Çünkü kaza­dan = hükümden asıl maksad, hak sahibine hakkım ilâm etmekdir, tâ ki bu hakkını istifa etsin. AUah Tealâ Hazretleri ise kimlerde hakkı ol­duğunu zaten bilir, kazaya lüzum yokdur. O halde hukukullardaki kaza­dan maksad, bu hukuku istifa etmek salâhiyetini hâkime tefviz etmek­dir. Hâkim ise bunu istifa etmeden azl edilince veya vefat edince artık kazası istihkâm etmemiş olur, yeniden bir kazaya ihtiyaç görülür.

Kısasa gelince vakıa bu, hukukr ibaddandır. Bu cihetle bunda imzai kaza, tetümmei kazadan sayılmayabilir. Nitekim bazı fukaha buna kail­dir. Fakat ekseri fukahaya göre kısas, her ne kadar hakkı ibad ise de bu, bir ukubetdir. Bunda itina vecibedendir. Bu da hudud gibi yalnız rica­lin şahadetleriyle sabit olur, bu da hudud gibi şübühat ile sukut eder. Bunun istifasında da tevkil caiz görülemez. Binâenaleyh kısas hususun­da da imzai kaza = hükmü vakıı istifa, tamamı kazadan madud bulun-muşdur.

Velhâsıl : nevadirin rivayetine göre kısas hususunda imzai kaza, kazaya mülhak değildir, kazayı mütemmim sayılmaz. Fakat Camii Ke­bîrin rivayetine ve âmmei rivayata nazaran imzai kaza - istifai kısas, kazaya mülhakdır. Hattâ bu huausda badeşşehade, kablel'kaza arız olub kazayı men eden her hâdise, bedelhükm kablel'istifa tahaddüs edince hükme de mani olur. Tahrir şerhi Camiül'kebîr, Zeyieî, İzahül'cinayât.

«(Malikîlere göre de cinayetlerin sübutü hakkında şu gibi mesele­ler vardır :

(1) : Mal hakkında ve mala müncer olacak bir şey hakkında ol­madıkça şahidlerin en az iki âdi! erkek olması lâzımdır.

Binaenaleyh kısas nefsi mucib. bir kati hakkında kadınların şahaderi muteber değildir. Hattâ yalnız kendi aralarında tahaddüs eden bir kati hakkında da kendilerinin şahadetleri muteber olmaz.

Kezalik : kıaasdan afüv iddiası, iki âdil erkeğin şah adeti yle sabit olur, bir erkek ile iki kadının gah adeti yle sabit olmaz.

(2) : Diyeti müstelzim bir cerhden veya hataen katilden dolayı bir erkek ile iki kadının şahadeti kifayet eder. Böyle bir hadise bir er­keğin veya iki kadının şahadeti ve müddeinin yeminiyle de sabit olur. Çünkü bunların neticesi maldir.

Kezalik : amden yapılan bir cerhden dolayı iktiza eden kısas fil', uzuv, bir erkek ile iki kadının şahadetleri yle veya bir erkek veya iki kadının şahadeti ve müddeinin yemini ile sabit olur. Bu, istihsanen mak­buldür.

(3) : Bir şahsın bir kimseyi cerh etdiği nâs arasında fâş olsa buna sema ile şahadet caiz olur. Yani : şahidler «biz bunu muayyen kimse­lerden veya ötedenberi sika kimselerden faş bir suretde işitmekde bu-lunmakdayız. Diye şahadette bulunabilirler.

(4) : Bir kimse, kendisine varis olacağı bir şahsın birisini amden kati etdiğine şahadetde bulunsa şahadeti kabul olunmaz. Çünkü bunda töhmet vardır. O şahsın hakkında kısas icra edileceğinden terikesine tevarüs için bu şahadetde bulunmuş olması melhuzdur. Meğer ki o şa­hıs fakir olsun.

Hat&en kati hakkındaki şehadeti ise meşhudun aleyh fakir olsun olmasın her halde makbuldür. Zira bunda töhmet yokdur.

(5) : Bir kimse, kendi kardeşim bir şahsın amden cerh etmiş ol­duğuna şahadetde bulunsa meşhur olan kavle göre bu şahadet caiz ol­maz. Fakat diyeti müstelzim bir cerh hakkında şahadeti kabul olunur. Şu kadar var ki, bu kimse, adalet itibariyle akranından mümtaz bir halde bulunmalıdır. Çünkü kardeşin kardeş lehine olan şehadetindeki töhmet, kuvvetlidir.

(6) : Bir maktulün diyetini ödeyecek olan âkilesinden bazıları, ka­til hâdisesine şahadet eden şahsın fâsik olduğuna şahadetde bulunsalar şahadetleri makbul olmaz. Çünkü bununla kendi nefislerinden diyet ver­mek zararını def etmek istemiş olabilirler.

(7) : Sıbyanın şahadetleri sahih değildir. Ancak toplandıkları bir yerde vücude gelen cerh, kati gibi bir hâdiseden dolayı şahadetleri şe­raiti dairesinde kabul olunabilir : Şöyle ki: hâdise yalnız çocuklar ara­sında vuku bulub içlerinde büyük bir kimse bulunmamalıdır. Şahadet edenler de erkek mümeyyiz, müteaddid, ihtilâfdan beri, meşhudun aleyh hakkında adavetden hâli, meşhudun lehin kariblerinden gayri madud bulunmalıdırlar ve şahadetlerinden evvel hâdise mahallinden ayrılmamış olmalıdırlar. Bunların o hâdise hakkında içlerinden bazıları aleyhine müctemian şahadetleri makbuldür. Çünkü bu hâdiseye ancak onlar muttali bulunmuş olurlar. Çocuklar; silâh atmak, güreş tutmak gibi, ko­şup durmak gibi talimlerde, idmanlarda yalnız başlarına bulunurlar. Ar­tık bazılarının bazıları hakkında şahadetleri kabul olunmazsa kanlarının heder olmasınamüeddî olur. Onların böyle toplu bir halde şahadetleri ise o hâdise hakkında kanaatbahş olacak bir beyyine mesabesinde bu­lunur.

Artık bu çocukların bu şahadetleriyle kısas değil, diyet sabit olur. Bu şahadetle beraber kesame cihetine gidilmez. Zira kesame kısas için yapılır.

Diğer eimme, çocukların bu şahadetine kail değildirler.

(8) : Sahidler daha hüküm verilmeden «vehm etmişiz» diye şaha­detlerinden rücu etseler, şahadetleri sakıt olur. Badelhükm rücu etseler bu hüküm nakz edilemez, ister mala ve ister nefse dair olsun. Binaena­leyh bu şahadete binaen kısas icra edilmiş olursa sahidler, hakkında kı­sas yapılan şahsın diyetini kendi mallarından öderler.

Eşbehe göre yalan yere amden katle şahadet etmiş oldukları tak­dirde haklarında kısas icra., edilir. Çünkü onlar meşhudun aleyh olan şahsı bir şübheye müstenid olmaksızın öldürmüş gibi olurlar.

(9) : Sahidler, bir şahsın katil olduğuna şahadet edib badelhükm daha kısas icra edilmeden maktul olduğu iddia edilen kimsenin berha-yat olduğu sabit olsa hükmi vaki, nakz edilir. Kısas icra edildikden son­ra sabit olsa bu şahidlerden, kısasen öldürülen şahsın diyeti alınır, bu­nunla beraber bu şahidler, te'dib için müteellim olacak veçhile cezalan­dırılır ve uzun bir müddet habs edilirler.

(10) : Veliyyi katil, şahidlerin yalancı veya şahadete gayri ehil olduğunu bildiği halde bunların şahadetlerine binaen bir şahıs hakkın­da amden kısas icra etmiş olsa kendi hakkında da kısas lâzım gelir.

Kezalik : şahidlerin yalancı olduğunu bildiği halde bunların şaha­detleriyle kısasa zulmen hükm etmiş olan hâkim hakkında da kısas icab eder, velev ki, kısasa bizzat mübaşeret etmiş olmasın.

Şahidlerin bu halini hem veliyyi katil, hem de hâkim bilmiş olsa ikisinin hakkında da kısas lâzım gelir. Kısası bilf'il icra eden cellâda bir şey lâzım gelmez. Çünkü o bu hususda şer'i şerifin bir memurudur. Muhtasarı Ebiz'ziya, Şerhi Muhammedirhırşî, Haşiyei Aliyyil'advî.)

(Şafiiîere göre de diyeti müstelzim bir cinayet, iki erkeğin şahâ-detiyle sabit olabileceği gibi bir erkeğin şahadetine inzimam edecek olan müddeinin bir veya müteaddidi yemini ile de sabit olur. Ve müddei­nin vekili, müddeî - veliyyi katil hazır bulunmasa da gıyabında kısası icra edebilir.

imam Şafiîye göre şahidler, amden katle şahadetde bulunub da kisas icra edildikten sonra şahadetlerinden rücu etseler bakılır: Eğer amden şahadetde bulunmuş olduklarım söylerlerse haklanndakısas lâ­zım gelir. Bu şahadetleriyle katil hakkında kısas lâzım geleceğini bil­mediklerini söylerlerse tazir olunurlar ve kendilerinden diyet aünır. Hata ettik dedikleri takdirde de üzerlerine diyet lâzım* gelir. Muhtasarı Müzem.)

(Hanbelî fukahasma göre de iki şahidden biri, bir şahsın bir kim­seyi amden kati etdiğine, diğeri de o şahsın o kimseyi kati etmiş oldu­ğunu ikrar eylediğine şahadetde bulunsa kati sabit olur. Çünkü kati hususunda şahidler müttefikdirler.

Şahidler, katlin vukuuna şahadet etmekle beraber vaktinde veya mekânında veya âletinde ihtilâf etseler şahadetleri makbul olmaz. Çün­kü şahidlerden her biri diğerim tekzib etmiş, tearuz vukua gelmiş ola­cağından beyyine tekemmül etmemiş bulunur. Keşşafül'kma.) [45]

Anket

Mecelle hukuktan nasıl haberdar oldunuz?: