Mehrîm Teekküdü, Kat'îmyet Kesbetmesi

Mehrîm Teekküdü, Kat'îmyet Kesbetmesi :

394 - : Mehr, mücerred akdi sahih ile vacib olur. Fakat nikâhı sahibin muktezası olan bu mehrin vücubü, gayri müekkeddir, tamamen veya kısmen sukuta ihtimali vardır. Bunun teekküdü, yani : tamamen lâzım gelmesi üç sebepden birinin vücudüne mütevakkıftır. Bu sebepler ise halveti sahiha, tekarrüb, vefattır. Bunlardan biri tahakkuk etti mi mehr, teekküd ve tekarrür eder, artık ne tamamen ne de kısmen sakıt olmaz. Meğer ki, hak sahibi, yani : zevce veya vefatından sonra varisleri hibe ve ibra gibi bir suretle mehri hat ve ıskat etsinler.

395 - : Vefat, gerek mutad bir mevt İle olsun ve gerek kati ve intihar gibi bir suretle vukubulaun mehri te'kid ve tesbit eder. Çünkü mehr, akd ile vacib olur. Akd ise mevt ile münfesih olmaz, belki nihayet bulur. Zira nikâh, havatın hitamına kadar akdolunup hayatın hitam bulmasile nihayete erer. Bu nihayet ile de hayatın geçmiş günleri hakkında nikâh hükümleri teekküt ve tekarrür etmiş olur.

Kati takdirinde bunun bir ecnebî tarafından ikaile zevceynden biri tarafından ikaı arasında fark yoktur,

Zevcenin intiharille de mehr, teekküd eder. Çünkü indcl'intihar mehr, vereseye intikâl etmiş, onların hakkı bulunmuş olacağından ka­dın, nefsi hakkında bu cinayeti irtikâb etmesile o intikale mani, o hakkı İskata kadir plamaz.

îmam Züfere göre zevcenin intiharile mehri sakit olur. Çünkü zevce, nefsini kati etmekle zevcinin intifa hakkını tafvit etmiş olacağından ken­di hakkı olan mehri de sakit olur.

396 - : Tekarrüb - duhul ile de mehr teekküt eder. Çünkü mehr, akd ile vacib ve zimmete müterettib bir deyn mesabesinde olduğundan tekarrüb ile sakıt olmaz. Belki tekarrüb ile ma'kudün aleyh istifa edil­miş olacağından bununla bedel, yani : mehr teekküd ve tekarrür eyler.

Zevcenin bekâretini taş gibi bir şey ile zevcin izale etmesi de mehri tekid hususunda tekarrüb hükmündedir.

397 - : Halveti sahiha da mehri te'kid eder. Hane, oda, kapıları kapalı bahçe, hammam, çadır gibi yerler, halvete mahal olabilir. Fakat alel'itlâk mescidler, kapıları kapalı olmıyan hammamlar, başkalarının mürur etmiyeeeğinden emin olunmıyacak sahralar, halvete mahal ola­maz.

Alel'itlâk yollar, etrafı rüyete mani olacak derecede sütre ile muhat bulunmıyan damlar da böyledir. Şu kadar var ki, bir kimse nıenkuhesile müsaferet ederken yoldan çıkıp hâli bir mekâna girseler aralarında hal­vet husule gelmiş olur.

Halveti sahiha halinde ma'kudün aleyhi istifaya temekküni tam, hâsıl olacağı cihetle bu halvet, tekarrüb hükmünde bulunmuştur.

398 - : Halveti faside ile mehr, teekküd etmez. Çünkü bu halvet ile ma'kudün aleyhi istifaya temekkün hâsıl olamıyacağından bu, tekar­rüb mesabesinde bulunamaz. Temekkün, maniaların tamamile mündefi olmasille tahakkuk eder.

399 - : Halvetin sıhhatine mani olan sebepler üçtür:

Birincisi : mevanii hissiyye, ahar tabir ile mevanii hakikiyyedir ki, zevcin mutlaka marîz olması veya zevce de tekarrübü men eden veya muzir kılan bir hastalığın vücudu, yahut retka, karna olması veya cehazı tenasülünde kemik bulunması gibi şeylerdir.

Zevcin mecbub, innîn, hasiy veya erkekliği zahir hünsa olması, ma­nialardan madut değildir. Çünkü bu haller ile beraber sahk ve îlâd mu­tasavverdir. Fakat halvetten evvel erkekliği gayri zahir hünsa bulunması, halvetin sıhhatine manidir. Zira bunun nikâhı, mevkuf olup tekarrüBü, halâl değildir.

İkincisi : .mevanii tabiiyyedir ki, zevç ile zevcenin içtima edecekleri mahalde kendilerile beraber üçüncü bir âkil şahsın bulunması gibi şey­lerdir. Velev ki bu şahıs, nâim, âma veya diğer bîr zevce olsun. Çünkü insan, bunların huzurunda tekarrübden sıkılır, münkabiz olur, istihya eder ve asim olur. Fakat mücameati müdrik olmıyan çocuğun ve bir riva­yete göre mecnun ile müğma aleyhin huzuru, manialardan madud de­ğildir.

Bazı fuhakaya göre üçüncü bir şahsın bulunması, mevanii hissiye-den maduttur. Fakat halvetin tarifine nazaran üçüncü bir şahsın huzu­ru, esasen halvetin tahakkukuna mani olmak lâzım gelir.

Üçüncüsü : mevanii şar'iyyedir ki, zevç ile zevceden birinin farz veya nafile hac veya umre için ihrama girmesi, ramazanı şerifde edaen saim olması, farz namaza başlamış bulunması, zevcenin hayz veya nifas haline mukareneti gibi şeylerdir. Çünkü ihram ve siyam halinde muka-renet, kaza ve kefareti mucibdir. Farz namazı ifsad, büyük bir günahı calibdir; Hayz ve nifas halinde tekarrüb de hürmeti müstelzimdir.

Fakat nafile, kaza veya keffaret yolile olan oruç ile farz olmıyan ı namazlar, şer'î manialardan değildir..

Hayz ile nifas hali, tabiî manialardan da sayılır. Çünkü bunlarda eza vardır, selîm tabiatler ise ezaya sebep olacak şeyleri istimalden te-neffür eder.

400 - : Halvet haline talik olunan talâk dahi mevanii şer'iyye-dendir.

Şöyle ki : bir kimse, zevcesine «Eğer seninle halvet edersem boş ol» dedikten sonra onunla halvette bulunsa derhal alâk vaki, iddet va-cib olur. Fakat halvetin fesadına mebnî tam mehr, lâzım gelmeyip nısıf mehr icab eder. Çünkü talâk vukuuna binaen tekarrub haram olacağın­dan bu halvet, bir halveti sahiha sayılamaz.

401 - : Halvet halinde zevcin zevcesini bilmemesi de mevanii şer'iyyedendir. Halvetin tekarrub makamına kaim olması, bu içtima ile teslim Ve temkin tahakkuk ettiği haldedir. Teslim ve temkin ise bilmek­le tahakkuk eder. Bu hususta zevç, bilmemiş olduğuna dair kavlile tas­dik olunur.

Fakat zevcenin zevcini bilmemesi, halvetin sıhhatine mani sayıl­maz. Zira zevç, kendisini bildirerek bu cihaleti izale edebilir. Bildirmedi­ği takdirde ise taksir kendi tarafından vaki olmuş olacağından halvetin sıhhatine hükmolunur.

402 - : Halveti sahiha halinde zevce nefsini temkinden imtina etmiş olsa tahkik olunur. Eğer bikr ise imtinaı hayasından naşı olacağın­dan halvetin sıhhatine mani sayılmaz. Amma seyyib ise imtinaı, mehrin teekküd etmemesini.ihtiyar ettiğine delâlet edeceğinden halvetin sıhha­tine mani olur.

Şayed zevç, imtianı iddia ettiği halde zevce inkâr eylese söz, yemi-nile zevcenin olur. Nitekim zevceyn aralarında iftirak vukubulduktan sonra zevce tekarrübü veya halveti sahiha vukuunu iddia edip de zevç inkâr eylese söz, zevcenin olur. Çünkü mehrin yarısının sukutunu mün­kirdir.

403 - : Bir kimse, tekarrübden sonra üç talâktan az olmak üzere bâinen tatlik ettiği zevcesini iddeti içinde tezevvüc ederek kablettekar-rüb tekrar tatlik eylese bu kadın, hem evvelki nikâha, hem de ikinci ni­kâha ait mehrini kamilen alır ve yeniden iddet beklemesi icab eder. Çün­kü mehrin teekküdü ve iddetin vücubü hususunda evvelki nikâh d ak i te-karrüb, ikinci nikâhda da tekarrub hükmündedir.

404 - : Halveti sahiha; mehri müsemmanın teekküdü, mehri mis­lin lüzumu, talâktan sonra iddetin vücubü, bu iddet için nafaka ve sük-nanın sübujtü, diğer bir bain talâkın vuku gibi hususlarda tekarrub ma­kamına kaim olur. Fakat kızların hürmeti, guslün vücubü, ihsan husu­lü, ricat» vukuu, tahlilin tahakkuku, vesasetin sübutü gibi sair hususlar­da tekarrub hükmünde değildir.

Meselâ : mücerred halveti sahihadan dolayı iddet beklemekte olan bir mutallâka, vefat eden zevci mutallakma varis olamaz. Nitekim bu mutallâka dahi henüz iddet beklemekte iken vefat etse kendisine zevci mutâllâkı, tevarüs edemez.

Mücerred halveti sahihadan sonra boşanan veya kocası vefat eden bir kadın, bikr hükmündedir. Binaenaleyh ebkâr misillû tezvic olunur. Bedayi, Fethül'kadîr, înaye, Bahrirâik, Reddi Muhtar, Haniyye, Feyziyye.

« (Malikilere göre de mücerred nikâhı sahih ile nısf mehr lâzım gelir. Mehrin temamının lüzumu ise şu üç sebebden birile olur:

(1) : Mutlaka mukarenettir, yani : haşefeyi îlâcdır, velev ki be­kâret izale edilmesin, velev ki ihram* hayz, veya nifas gibi tekarrub ha­lâl olmıyan bir hâle müsadif bulunsun.

(2) : Zevcenin duhul bulunmaksızın bir sene kadar zevcinin ya­nında ikâmet etmesidir. Bu ikâmet, mukarenet yerine kaim olur.

(3) : Zevceynden birinin mevtidir. Zevce intihar etse de mehrin tamamı lâzım gelir. Fakat kendisinden kurtulmak için kocasını öldür­se zahir olan, mehre müstahik olmasıdır. Mücerred halvet ile de mehr teekküd etmez.)

(Ş'afiîlere göre de mehr, şu iki sebepden birile teekküd eder, artık

sukut etmez :

(1) : Mutlaka mukarenettir, velev ki, sagîre olsun, velev ki hayz reya nifas veya savm gibi şer'î manialardan bulunmuş olsun.

(2) : Zevceynden birinin tekarrübünden evvel vefatıdır. Gerek mev­ti, tabiî bir halde vukubulsun ve gerek zevce intihar etsin veya. kadını kocası öldürsün. Fakat kadın, kocasını öldürse mehrî sakit olur.

imam Şafİînin havli cedidine nazaran halvet ile mehr teekküd et­mez. Kavli kadîmine göre ise halvet, mehrin teekküdü hususunda rnu-ptarenet gibidir.)

(Hanbelîlere göre de mehr, şu dört şeyden birile teeekküd eder:

(1) : Mutlaka mukarenettir' Velev ki, memnu bir surette vuku-[bulsun, hayız veya nifas, haline mukarin bulunsun.

(2) : Halvettir. Bu da tekarrüb makamına kaimdir.

(3) : Zevceyi mücerred şehvetli lemsdir, uzvi tenasülüne şehvetle Inazardır ve nas huzurunda olsa bile takbil etmektir.

(4) : Zevç ile zevceden birinin vefatıdır, velev ki zevce de feshi nikâhı icab eden bir ayıb bulunmuş olsun, kablel'fesh vefat vukubulun-ca mehrin tamamı lâzım gelir. Keşşafül'kına. Elmezahibül'erbaa,) [55]

Anket

Mecelle hukuktan nasıl haberdar oldunuz?: